2026 Satürn-Neptün Kavuşumu ve Kitlesel Çözülme: Bioyapay Zekâdan Dijital Mülkiyete Yeni Çağın Yapı Taşları
Satürn ve Neptün, göksel düzlemde birbirine zıt gibi görünen ama birlikte çalıştıklarında insanlık tarihinde derin dönüşümler yaratan iki arketiptir. Satürn, sınır koyar, yapı kurar, zamanı ve maddeyi temsil eder. Neptün ise çözülme, sezgi, birlik ve hayal gücüdür. Bu iki gezegenin kavuşumu, özellikle Koç burcunda gerçekleştiğinde, bireysel irade ile kolektif bilinçaltı, yapı ile çözülme, gerçek ile yanılsama arasında yeni bir sentez doğar.
Sahi gerçeklik nedir?
Gerçeklik, doğru olanın aktarılmasıdır. Bize gerçekliği anlatan, onu sınırlarla tanımlayan gezegen Satürn’dür. Neptün ise sisin, pusun, görünmeyenin, sezginin ve hayalin gezegenidir. Bu iki arketip 2026’da Koç burcunda kavuştuğunda, bizleri yalnızca yeni bir döngüye değil, gerçekliğin doğasını sorgulayacağımız 35 yıllık bir bilinç yolculuğuna davet edecek. Bu kavuşum, gerçek ile yanılsama arasındaki sınırları bulanıklaştırabilir. Satürn’ün “bu budur” diyen netliği, Neptün’ün “ya öyle değilse?” sorusuyla karşılaşacak ve bizler, uzun zamandır aşina olduğumuz ama henüz tam anlamıyla içselleştirmediğimiz bir olgunun gelişimine tanıklık edeceğiz: sanal gerçeklik. Bu döngüde, gerçeklik algımız yeniden yazılacak. Gördüğümüzle inandığımız, hissettiğimizle bildiğimiz arasındaki çizgiler silikleşecek. Belki de “gerçek” artık yalnızca fiziksel olan değil, dijitalde deneyimlenen, bilinçte yankılanan, kolektif olarak hayal edilen olacak. Koç burcu Zodyak çemberinin ilkidir. Bu kavuşum o nedenle bir döngünün bitişini yeni bir döngünün başlangıcını anlatacak her birimize. Koç burcunda ilk Kavuşum 28 Mart 1703 yılında gerçekleşmiş ve yaklaşık 323 yıllık bir döngüyü tamamlamak adına tekrar bir araya 20 Şubat 2026 0 noktasında kavuşacaklar. Bu dünya tarihinde ilklerin olacağını göstermektedir. Tarih Koç burcu arketipiyle de bildiğimiz kahramanların ya da oluşumların çok dışında bir döngüye girdiğimizi belirtmektedir her birimize…

Koç burcunda ilk Kavuşum 28 Mart 1703 yılında gerçekleşmiş ve yaklaşık 323 yıllık bir döngüyü tamamlamak adına tekrar bir araya 20 Şubat 2026 0 noktasında kavuşacaklar. Bu dünya tarihinde ilklerin olacağını göstermektedir. Tarih koç burcu arketipiyle de bildiğimiz kahramanların ya da oluşumların çok dışında bir döngüye girdiğimizi belirtmektedir. Greenwich koordinatları ile açtığımız haritada Aslan burcuyla açılmaktadır. Satürn ve Neptün kavuşumu sekizinci evde yer aldığını görmekteyiz. Kavuşum 8. evde gerçekleştiğinde, ülke borçları, vergi sistemleri, ölüm vergileri ve sigorta mekanizmaları gibi temalar ön plana çıkar. Neptün’ün belirsizlik ve çözülme etkisi, Satürn’ün düzen kurma ihtiyacıyla çatışabilir. Bu durum, ekonomik sistemlerde görünmeyen borçların ortaya çıkması, sigorta ve veraset sistemlerinde reformlar, hatta milli felaketlerin perde arkasının gündeme gelmesiyle sonuçlanabilir. Koç’un doğası gereği bu süreç hızlı, bireysel ve zaman zaman kurbanlaştırıcı olabilir. Piyon olma, kurban edilme ve sistemin yükünü taşıma temaları bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Sekizinci ev aynı zamanda ölüm oranları, savaşlar ve düşmanların kaynaklarıyla ilgilidir. Neptün’ün sisli doğası, savaşların görünmeyen yüzünü, medya manipülasyonlarını ve algı savaşlarını gündeme getirebilir. Satürn ise bu alanlarda yapı kurmak, düzen getirmek ister. Bu nedenle, hem fiziksel hem dijital düzlemde yeni türden çatışmalar ve güvenlik politikaları gelişebilir. Whole Sign bakış açısıyla Kavuşum dokuzuncu evde gerçekleştiğini görmekteyiz, dinî kurumlar, yüksek öğrenim, uluslararası hukuk ve yayıncılık gibi alanlarda etkileri göreceğiz. Neptün’ün mistik ve sezgisel doğası, Satürn’ün kurumsal yapılarla birleştiğinde, inanç sistemlerinde hem çözülme hem yeniden yapılanma yaşanabilir. Göç politikalarında değişimler ve hukuki sistemlerde etik tartışmalar gündeme gelebilir. Koç burcunun etkisiyle bu dönüşümler bireysel irade ve liderlik temalarıyla şekillenebilir. Yüksek öğrenim ve yayıncılık alanında dijitalleşme hız kazanabilir.
Sanal üniversiteler, metaverse tabanlı eğitim sistemleri ve kolektif bilgi paylaşımı gibi temalar öne çıkabilir.
Neptün’ün hayal gücü, Satürn’ün yapı kurma ihtiyacıyla birleştiğinde, yeni bir bilgi mimarisi doğabilir.
Sonuç olarak, Koç burcundaki Satürn/Neptün kavuşumu, hem bireysel hem kolektif düzeyde gerçeklik algımızı dönüştürecek bir süreci başlatabilir. Bu süreçte, görünmeyenle yüzleşmek, yapıyı rüyayla birleştirmek ve yeni bir bilinç düzlemine geçmek mümkün. Gerçeklik artık yalnızca fiziksel değil; dijitalde deneyimlenen, bilinçte yankılanan ve kolektif olarak hayal edilen bir alan haline geliyor. Bu kavuşum, hem kriz hem umut, hem çözülme hem yapı kurma potansiyeli taşıyor ve bizler, yaşayacağımız döngüde hem birey hem toplum olarak yeni bir gerçeklik tanımıyla karşı karşıya kalıyoruz.
HELIOCENTRIC HARİTA

Heliocentric haritaya baktığımızda bu görünümü hissetmemiz 11 Aralık 2025 olduğunu görmekteyiz. Mars’tan aldığı sert açı ile manyetik alanda patlayıcı birtakım olaylar oluşabilir. Plüton sekstil açısı ile bu güçlü etkileşimin tetikleyicisi olarak görmekteyiz.
Güneş leke ve patlamaları oluşabilir. Uranüs ve Merkür arasında oluşan olumlu görünüm ile veri aktarımında sıkıntılar yaşanmadan yapılacağını fakat farklı frekansların varlığının ortaya çıkacağını gösterebilir.
Geleceğin Peşinde
Bioyapay Zekâ Nedir?
Bioyapay zekâ, klasik dijital işlemciler yerine biyolojik sistemleri (örneğin DNA, proteinler, nöron benzeri yapılar) kullanarak bilgi işleyen ve öğrenen yapay zekâ türüdür. Bu teknoloji, sinir ağlarını yalnızca simüle etmekle kalmaz; onları biyolojik düzeyde yeniden üretmeyi amaçlar. (Uranüs İkizler döneminde daha fazla konuşabiliriz) Her birimiz birer bioyapay olmaya aday olacağımız görünüyor. Biobilgisayarlar, canlı hücreler veya biyomoleküllerle çalışan işlemciler olarak tanımlanır.
35 Yıllık Geçiş Öngörüsü (2026–2060)
| Yıl Aralığı | Gelişme Aşaması | Açıklama |
| 2026–2035 | Prototiplerin artışı | DNA tabanlı veri depolama, nöron benzeri işlemciler, biyolojik algoritmalar test ediliyor. |
| 2035–2045 | Karma sistemler ve etik tartışmalar | Bioyapay zekâ, klasik AI ile hibrit çalışmaya başlar. Sağlık, savunma ve eğitimde pilot uygulamalar görülür. |
| 2045–2055 | Kurumsal ve toplumsal entegrasyon | Biobilgisayarlar, yapay zekâ sistemlerinin çekirdeği haline gelir. İnsan–makine arayüzleri biyolojik temelli olur. |
| 2055–2060 | Tam geçiş ve yeni paradigma | Dijitalden biyolojik zekâya geçiş tamamlanır. Bilinç, etik ve kimlik kavramları yeniden tanımlanır. |
Dijital Tapuların Hukuki Statüsü ve Sanal Tapınaklar
NFT tabanlı sanal arsalar, metaverse platformlarında dijital tapu olarak satılıyor. Bu tapular, blokzincir teknolojisiyle doğrulanıyor ve mülkiyet iddiası taşıyor. Türkiye dahil birçok ülkede bu tapuların hukuki geçerliliği hâlâ gri alanda yer almaktadır. Henüz fiziksel tapu gibi resmi bir statüye sahip değiller. 2025’te bu alanda dolandırıcılık vakaları ve platform sorumluluğu gündeme oturdu. Özellikle NFT ile satın alınan arsaların gerçek sahipliği ve ticari kullanımı konusunda çok sayıda uyuşmazlık yaşanmaktadır. Satürn-Neptün kavuşumu, sanal gerçeklik ve dijital mülkiyet kavramlarının tekrar düzenlenmesi ortaya koyulabilinir. Astrolojik olarak Satürn (yapı) ile Neptün’ün (sanal, kolektif) birleşimi, 2026 sonrası dönemde sanal mülkiyetin hukuki çerçevesinin netleşmeye başlamasına işaret edebilir. Özelikle 24 Ağustos 2028 Jüpiter Terazi burcuna geçişi bu alanı hukuksal düzeleme bağlayabilir. Bu süreç, dijital tapuların daha sistemli ve güvenilir hale gelmesini tetikleyebilir. Gelecekte, hukuki düzenlemelerle birlikte sanal tapulara kira, vergi ve miras gibi fiziksel mülkiyet haklarının entegre edilmesi gündeme gelebilir. Bu dönemde “sanal tapınaklar” veya “dijital rüya alanları” gibi kavramlar doğabilir. Sanal tapular, sadece bir arsa değil, aynı zamanda kişisel dijital mabet veya kolektif deneyim sahnesi olarak yeniden tanımlanabilir. Neptün’ün “birlik” idealini Satürn’ün “sahiplik” sistemiyle buluşturarak, kolektif bilinçte dijital aidiyet kavramını güçlendirebilir.
Çatışmanın Yeni Tanımı: Algı, Frekans ve Dijital Kimlik Savaşları
Bu yeni dönemde “savaş” kavramı da radikal bir dönüşüme uğruyabilir. Çatışmalar artık fiziksel topraklar için değil, “gerçeklik algısı, dijital kimlik ve kolektif rüya alanları” için verilebilir. “Savaşçı” arketipi, dijital düzlemde yeniden tanımlanmaktadır.
Bu bağlamda üç yeni savaş biçimi ortaya çıkmaktadır:
Algı Savaşları: Propaganda ve dijital yanılsamalarla gerçeklik manipüle edilebilinir. Black Mirror dizisindeki “Men Against Fire” bölümünü anımsatan senaryolarda, artırılmış gerçeklik (AR kafa ve göz bölgesinde) implantları veya lensler aracılığıyla bireylerin gördükleri şey değiştirilerek düşman algısı kodlanabilir. Bilinçaltı yönlendirmeleri Neptün (bilinçdışı) ve Satürn (sistem) etkisi, bilinçaltı mesajların özellikle teknolojik ortamlarda sistematik ve stratejik biçimde kullanılmasına zemin hazırlar. Satürn-Neptün Koç kavuşumu, bilinçaltı mesajların (subliminal) sistematik ve stratejik biçimde kullanılmasını tetikler. Neptün (bilinçaltı, yanılsama) ve Satürn (sistem, kontrol) birleşimiyle bilinçaltı mesajlar, reklam ve pazarlamadan sanal gerçekliğe ve siyasete kadar geniş bir alanda duygusal manipülasyon, korku veya umut temelli mesajlarla davranışsal etkileşimi artırabilir. Olumsuz bir bakış açısıyla bu durum, etik dışı kullanıldığında algı yönetimi ve bağımlılık riskini artırır. Neptün’ün yanılsama potansiyeli ve Koç’un dürtüselliği birleştiğinde, gerçeklikten kopuş ve yönlendirilmiş eylemler doğurabilir. İdeal amaçlar için toplu intihar vakaları gençler arasında çoğalabilir. Uranüs İkizler döneminde daha fazla bu konu gündeme gelebilir. Özelikle Türkiye’nin 12. Evinden geçerken çok dikkatli olunmalı.
Frekans Temelli Mücadeleler: Çatışma, metaverse ortamlarında ses, renk ve titreşim kodlamalarıyla veya bireylerin biyofrekansları üzerinden psikolojik etki yaratma girişimleriyledaha soyut bir boyuta taşınabilir. Natal haritaların gezegen frekansları hem şifa hem de silah olarak kullanılabilinir. Kişilerin haritalarına bakmak adına, Astrologlara özel izne tabi tutulup, girişler kolluk kuvveti tarafından kontrol edilebilinir. Veri sistemlerine bir giriş yapılma zorunluluğu doğabilir. Özelikle bu görünüm 5 Eylül 2039 Satürn Terazi döneminde oluşabilir.
Dijital göçebeler: Dijital kimliklerle ilgili sorunlar yaşanabilir ve vatandaşlık puanlama sistemi ile temiz toplum söylemleri artabilir. Çin’de başlatılan bu yöntem birçok ülkede kabul görebilir.
Teknolojiyi ret edenler ise isyankâr olarak görülebilir. 3 Ağustos 2032 0 derece Uranüs Yengeç geçişi bu durumları netleştirebilir.
Vücut Teknolojiyi Nasıl Kabul Eder?
Bioadaptasyon sürecinde Neptün/Satürn kavuşumu gibi sembolik eşikler, teknolojinin bedenle entegrasyonunu hızlandırır. Vücut, nano düzeyde programlanabilir hale gelir. Bağışıklık sisteminin implantları reddetmemesi için genetik ve biyolojik ön koşulların sağlanması anlamına gelir. Hangi teknolojiye uyumlaştırılma çabaları olabilir;
- Nano-implantlar: Deri altına yerleştirilen, görünmez ve enerjiyle çalışan sistemler.
- Biyolojik arayüzler: Sinir sistemiyle doğrudan iletişim kuran yapılar.
- Enerjiyle beslenen hücreler: Giyilebilir teknolojilerin vücut ısısı veya hareketiyle çalışması.
Bu süreçte beden, sadece bir taşıyıcı değil; aktif bir teknoloji platformu haline gelebilir. Özelikle 14 Temmuz 2032 yılında bu işlemler hız kazanabilir. Şu an var olan insansı robotların yapısında gelişimler görebiliriz, vücut sıvıları ise Mavi Kan olabilir.
Kırmızı kanla, Mavi kanın savaşı ortaya çıkabilir.
Görünmez Pelerin ve Akıllı Kıyafetler
SAP teknolojisi, Çinli bilim insanları tarafından geliştirilen Self-Adaptive Photochromism adlı sistem, ışık dalga boylarına uyum sağlayarak materyalin çevreyle bütünleşmesini sağlıyor.
2028 yılında hem Jüpiter Terazi burcuna geçiş yapacak ilk karesini Jüpiter’den alacak olan görünüm kanunen konuşulma ve yasalaşma sürecini gösterirken sonrasında 2032 yılında Satürn Uranüs Kavuşum açısı ile tam olarak mevcut sistemin kullanılması bazı ülkeler için söz konusu olabilir. Ülkemizin yine onikinci evinde oluşacak bu önemli görünüm ise daha fazla kullanmamızı sağlayabilir. Özelikle Çelik kubbeden sonra, görünür olmayan şehir site kurulmaları onaylanabilir.
Uygulama alanları:
- Askeri kamuflaj: Görünmezlik, radar ve optik sistemlerden kaçınmak için kullanılacak.
- Sivil giyimde: Akıllı kıyafetler, ortam sıcaklığına, ışığa ve duygusal duruma göre renk ve form değiştirebilir.
- Sanatta ve performansta: Görsel illüzyonlar, holografik giyimler ve dijital sahne kostümleri.
Yukarıdaki gelişmeler, Neptün’ün “görünmezlik” ve Satürn’ün “form kazandırma” doğasıyla örtüşmekte olup mevcut süreçte hayatımıza girebilir.
Aşkın ve Liderliğin Yeni Arketipi
Satürn-Neptün kavuşumu, Koç burcunun bireysellik, cesaret ve doğrudanlık enerjisiyle birleştiğinde, aşk ve liderlik kavramlarında da dönüşümler yaşanabilir. Aşk artık sadece duygusal değil, Satürn’ün sorumluluğu ve Neptün’ün idealizmini birleştirerek “birlikte bir amaç uğruna mücadele etme biçimine” dönüşebilir. Sevgi, kendini feda etmekten çok, kendini gerçekleştirme alanına kayar; “Seninle kendimi daha çok seviyorum” anlayışı öne çıkabilir. Ruhsal eş kavramı, Neptün’ün sezgisel aşkı ve Satürn’ün yapıcı gücüyle somut ilişkilerde karşılık bulabilir. Olumsuz yansımalar neler olur, Koç’un bireysel doğası, Satürn’ün sınırları ve Neptün’ün belirsizliğiyle birleştiğinde, ilişkilerde yalnız savaşçı arketipi güçlenir ve duygusal baskı, ruhsal üstünlük kurma veya “karmik borç” söylemleriyle kontrol mekanizmaları gelişebilir. İnternet tabanlı ilişkiler, Avatarlar üzerinden yaşanan duygusal simülasyonlara dönüşerek dijital aşk yanılsamalarını artırabilir.
Yeni Nesil Liderlik
Kavuşum, idealist ama sistem kurucu bir lider tipinin yükselişini müjdeleyebilir. Lider Profili ise Koç etkisiyle cesur, öncü, hızlı kararlar alan, fiziksel değil ideolojik ve dijital düzlemde mücadele eden yeni nesil bir savaşçı olabilir. Toplumsal rolü, Neptün’ün etkisiyle toplumun bilinçaltındaki özlemleri, travmaları ve umutları üzerinden bir söylem kurar. Satürn ise bu söylemi yasa, düzen ve yapı haline getirir. Koç burcundaki bu versiyon, yıkıcı olmaktan ziyade dönüştürücü bir başlangıç ve aktif dönüşüm vurgusu taşır. Dini ve Spiritüel lider ortaya çıkabilir.
Sınırların Çözülmesi ve Yeniden Yapılanması
Satürn (sınırlar, yapı, güvenlik) ve Neptün (sınırsızlık, çözülme, güvensizlik) arasındaki arketipsel gerilim bireyin hem içsel hem de dışsal sınır algısının dönüşüme uğrayacağı bir dönemi simgeler. Bu süreç, eski kalıpları dağıtarak ve arınma yoluyla sınırları yeniden tanımlayarak, ruhsal deneyimlerin toplumsal yapılara entegre edildiği (uyumlu durum), esnek ve canlı bir yapı kurma potansiyeli sunar İnsanlık, bu kavuşumla birlikte hem biyolojik ve dijital kimliğini yeniden tanımlayacak hem de sanal dünyaların etik ve hukuki temellerini yeniden inşa edecektir.
Ütopyanın ve Distopyanın Gerçeğe Dönüşmesi
Satürn-Neptün Döngüsü ve “Yer”in İki Yüzü
Toplumsal hayal gücümüzün temelinde iki zıt kutup yer alır: Ütopya ve Distopya. Bu iki kavram, sadece edebi birer tür değil, aynı zamanda kolektif arzularımızın ve korkularımızın da birer haritasıdır. Bu haritayı anlamak için kelimelerin kökenine, yani etimolojiye baktığımızda Satürn ve Neptün arketipi çıkmaktadır. Oluşacak kavuşumda bu iki fikrin ortaya çıkışını sağlayabilir.
“Yok-Yer” (Ütopya) ve Neptün’ün sınırsız rüyasıdır.
“Ütopya” kelimesi, Sir Thomas More’un 1516 tarihli eserinden gelir. Kökeni, Eski Yunanca’daki où (oú – “değil, yok”) ve tópos (τόπος – “ülke, yer”) kelimelerinin birleşimidir. Ütopya, kelimenin tam anlamıyla “yok-yer” demektir.
Astrolojide doğrudan Neptün’ün alanıdır. Neptün, sınırların eridiği, hayallerin, ideallerin, kolektif bilincin ve maneviyatın gezegenidir. O, “gerçek” dünyanın katı sınırlarını reddeder. Neptün’ün vaadi, mükemmel bir dünyadır; acının, ayrılığın ve hiyerarşinin olmadığı, herkesin birbiriyle bütünleştiği idealize edilmiş bir “yok-yer”dir. Ütopya, Neptün’ün politik rüyasıdır.
“Kötü-Yer” (Distopya) ve Satürn’ün Katı gerçekliği… Distopya ise “kötü yer” anlamına gelir. İnsanların “sefil, insanlıktan uzak, korku dolu” hayatlar sürdüğü, genellikle totaliter veya çökmüş bir toplumu ifade eder. O, Ütopya’nın zıttı, “anti-ütopya”dır ve astrolojide Satürn’ün alanıdır. Satürn; yapı, kural, sınır, otorite, gerçeklik ve sorumluluk gezegenidir.
Satürn, tópos’u, yani “yer’i” tanımlayan duvarları, yasaları ve sistemleri inşa eder. Distopya, Satürn’ün negatif tezahürüdür: İdealler adına kurulan sistemin (Satürn) bir baskı aracına, bir “kötü-yer”e (Distopya) dönüşmesidir ya da tam tersi, tüm sistemlerin (Satürn) çöküp yerini kaosa (negatif Neptün) bırakmasıdır.
Kavuşumun anlamı, Rüyayı Duvara Çarpmak ya da Duvarı Rüya ile Yıkmak Yaklaşık 35 yıl süren Satürn-Neptün döngüsü, bu iki gücün – idealizm (Neptün) ve gerçeklik (Satürn) doğrudan yüzleşmesidir.
Döngü, bize şu soruyu sorduruyor:
Neptün’ün “yok-yer” (Ütopya) hayalini, Satürn’ün “yer”ine (gerçek dünyaya) nasıl indireceğiz?
Kavuşumun iki temel senaryo yaratabilir. Ütopyanın İnşası (pozitif senaryo): Kolektif bir hayal (Neptün), somut bir yapıya (Satürn) kavuşur. Merhamet (Neptün) yasalara (Satürn) dökülür. İdeallerimiz için sorumluluk alır ve onları gerçeğe dönüştürürüz.
“Yok-yer” artık “var-yer” olmaya başlar. Distopya’nın Doğuşu (Negatif Senaryo) “Kötü-yer’in ortaya çıkışı iki şekilde olur:
- Totaliter Distopya: İdeal (Neptün) adına o kadar katı bir kontrol (Satürn) kurulur ki, sistem insanlıktan uzaklaşır ve “anti-ütopya’ya dönüşür.
- Kaotik Distopya: İdealler (Neptün) o kadar gerçek dışıdır ki, mevcut tüm yapıları (Satürn) eritir ve toplumu “sefil ve korku dolu” bir çözülmeye sürükler.
Koç Burcunda Başlayan Yeni Döngü ise; Yeni 35 yıllık döngünün Koç burcunda başlaması, Ütopya/Distopya mücadele-sinin yepyeni, öncü ve bireysel bir enerjiyle (Koç) başlayacağını gösterir. Artık soru, pasif bir şekilde hayal kurmak değil, aktif olarak sormaktır;
Bireysel (Koç) inisiyatifle hangi yeni ideali (Neptün) inşa edeceğiz (Satürn)? Yoksa idealler uğruna girilen çatışmalar (Koç), bizi kolektif bir kaosa (Neptün) veya baskıcı bir düzene (Satürn) mi sürükleyecek?
Topos’un Yeniden Tanımı
Satürn-Neptün Koç kavuşumu, “topos”u yani yer kavramını yeniden tanımlar:
Ütopya: Henüz var olmayan ama yaratılabilir yer.
Distopya: Var olan ama dönüştürülmesi gereken yer.
Döngüde, bireyler ve toplumlar kendi “topos”larını seçmek zorunda kalabilir, hayali bir ideal mi, yoksa korku dolu bir gerçeklik mi?
Yorum sizin…
Bitiş: 29 10 2025 18.22

MİHRAP SARIÇİÇEK
28.06.1983 doğumlu. Küçüklüğünden bu yana ilgi duyduğu astroloji eğitimlerine başladığı andan itibaren hayatın bir deneyim olduğunu bilerek yoluna devam ederken, kendini Deneysel Astroloji Akademi çatısı altında buldu. Tam da onun düşünce biçimine uygun insanlarla yoluna devam etmenin evrenin ona hediyesi olduğu düşüncesi içindedir.
Kaynakça
Dijital İçerikler ve Makaleler
- Dergipark. (2023, 28 Ekim). Felsefe ve Bilim Dergisi – Makale bağlantısı
(Erişim tarihi: 28.10.2023, saat 15.00) - ShiftDelete.net. (2025, 28 Ekim). Görünmezlik Gerçek Oluyor – Makale bağlantısı
(Erişim tarihi: 28.10.2025, saat 15.10) - Beyinsizler.net. (2025, 28 Ekim). İnsanları, Uçakları ve Şehirleri Görünmez Kılacak Gizli İcatlar – Makale bağlantısı
(Erişim tarihi: 28.10.2025, saat 15.15) - Orhan Önal Hukuk Bürosu. (2025, 29 Ekim). Metaverse’te NFT Bazlı Sanal Arsa Mülkiyet Dolandırıcılığı – Makale bağlantısı
(Erişim tarihi: 29.10.2025, saat 13.40) - Yücebağ Hukuk. (2025, 26 Haziran). Metaverse Hukuku ve Sanal Gerçeklik Mülkiyeti: Dijital Evrenlerin Hukuki Çerçevesi – Makale bağlantısı
(Erişim tarihi: 29.10.2025, saat 14.51) - Milliyet Gazetesi. (2025, 29 Ekim). Metaverse Arsaları Yatırımcıları Hayal Kırıklığına Uğrattı – Makale bağlantısı
(Erişim tarihi: 29.10.2025, saat 14.54)
Basılı Eserler ve Ders Notları
- Küçükbezirci, Y. (t.y.). Günümüzün Gizli Silahı: Bilinçaltı Mesajları. Sayfa 119.
- Hollandus, J. I. (t.y.). Satürn’ün Çalışması.
- Hollandus, J. I. (t.y.). A Work of Saturn.
- Greene, L. (1976). Saturn: A New Look at an Old Devil.
- Greene, L. (1996). The Astrological Neptune and the Quest for Redemption.
- Forrest, S. (2012). The Book of Neptune.
- Bölükbaşı, K. Y. (t.y.). Dünya Astrolojisi Ders Notları.
- Deneysel Astroloji Akademi. (t.y.). Temel ve İleri Seviye Ders Notları.
- Bölükbaşı, K. Y. (t.y.). Haritanın Üzerine Çıkmak.
- Bölükbaşı, K. Y. (t.y.). Gezegen Formülleri.
