Jüpiter Aslan Burcuna Geçiyor; Peki Bu Ne Anlama Geliyor?

Gökyüzünde Jüpiter’in Aslan burcuna geçişiyle birlikte, dünyanın gündemi yeniden “güç, liderlik ve gösteri” eksenine taşınıyor. Bu geçişi anlamak için önce Jüpiter’in temsil ettiği konulara ve Aslan burcunun doğasına bakalım; çünkü her ikisi bir araya geldiğinde hem bireysel hem de kolektif düzeyde dikkat çekici bir dönemi başlatır.
Jüpiter: Bankalar, hazine, finans ve gelirler; iyi şans, bolluk, refah, krediler, piyangolar ve zenginlik. Kapitalizm, ticaret, avukatlar, yargı, dinî kurumlar, dış ilişkiler, denizcilik ve anlaşmalarla ilgilidir. Eğitim, akademi, hukuk ve diplomasi alanlarını yönetir. Minerallerde kalay; Emtialarda zerdeçal, arpa, inek ve et (Ay–Jüpiter) ile ilişkilidir. Aslan: Hükümdarların artışı, yönetim gücünün yükselmesi, altın, siyaset gösterileri, vahşi hayvanlarda artış, doğumlarda azalış, kalp hastalıkları, savaş gösterileri ve pehlivanlıkla ilgilidir. Haritamızda Yükselen Aslan – Güç, Gurur ve Gösteri Dönemi; Yükselenin Aslan olması, ülkenin bu yıl adeta sahneye çıktığını gösteriyor. Yönetim gücü artarken, liderlik kavramı ön plana çıkıyor. Hükümdarların, yöneticilerin ve öne çıkan figürlerin sayısı artabilir; herkes kendi otoritesini kanıtlama çabasına girebilir. Asc halkın motivasyon alanını temsil ettiği için, bu yıl halk kahramanlarının ortaya çıkacağı bir dönemden söz edebiliriz. Siyaset daha gösterişli, daha sahneye konmuş bir hale gelir; artık sadece kararlar değil, bu kararların “nasıl sunulduğu” da önem kazanır. Altın, değerli madenler, mücevher, gösterişli yatırımlar ve lüks tüketim öne çıkarken; spor, rekabet, güç gösterileri ve pehlivanlık temaları dikkat çeker.
Ancak bu dönem aynı zamanda kalp ve dolaşım sistemiyle ilgili rahatsızlıkların artabileceğini, doğum oranlarının ise geçici bir düşüş gösterebileceğini de anlatır. Yani gökyüzü bize diyor ki; bu yıl “parlamak” isteyen çok olacak, ama kim gerçekten ışığını içinden getiriyor, kim sahne ışığı altında parlamaya çalışıyor, bunu zaman gösterecek.
Bonatti ‘nin prensibine göre Asc yöneticisi köşe evlerde değilse, bulunduğu ev yılın temel yönünü belirler. Asc yöneticisi Güneş, Yengeç burcunda ve 11. evde olduğunda, ülkenin yıl boyunca öne çıkaracağı temalar net şekilde belli olur. Bu yerleşim, ülke gündeminde meclis, yasa düzenlemeleri, ittifaklar ve ulusal birlik konularının öne çıkacağını anlatır. 11. ev, halkın beklentilerini, milletin umutlarını ve uzun vadeli hedeflerini temsil eder. Bu nedenle toplumun “bizi kim koruyacak, kim sahip çıkacak?” sorusuna yanıt aradığı bir dönem başlıyor. Yengeç burcu etkisiyle milliyetçilik, vatan sevgisi, aile değerleri ve çocuklarla ilgili konular ön plana çıkacak. Parlamento içinde ulusal güvenlik, çevre, eğitim ve barınma gibi alanlarda yeni düzenlemeler yapılabilir. Halkın taleplerine yönelik sosyal yardımların artırılması, aile ve kadın politikalarında yeni adımlar atılması beklenir. Güneş burada yalnızca siyasi liderleri değil, aynı zamanda ülkenin prestijini taşıyan tüm figürleri temsil eder; başbakan, kabine üyeleri, yüksek mevkili iş insanları ve kanaat önderleri. Bu konum, güçlü isimlerin yeniden sahneye çıkabileceğini, bazı eski liderlerin yeniden gündem yaratabileceğini de gösterir. Ayrıca Güneş’in altın ve buğdayla sembolik bağı nedeniyle tarımda verim, hububat fiyatları ve altın piyasası yıl boyunca dikkat çekebilir. Halkın refahı için “rahatlama kurumları” yani sosyal destek merkezleri, yardım kuruluşları ve iyileştirme projeleri önem kazanır.
Çünkü “Bu dönem, homeless (evsiz) artışının dikkat çekebileceği bir süreci gösteriyor; barınma krizleri, ekonomik eşitsizlikler ve sosyal yardımların yetersizliği bu tabloyu belirginleştirebilir.”
Yönetim “gücü göstererek değil, halkı koruyarak” varlığını pekiştirecek. Ulus olarak bizi bir arada tutan değerler, yılın en önemli konusu olacak.
10. Evde Mars – İkizler Burcunda: Hükümet Hızlı, Tartışmalı ve Mücadeleci
Bu yılın yönetim dinamiği oldukça hareketli. 10. evdeki Mars, hükümetin enerjik, rekabetçi ve mücadeleci bir tavır içinde olacağını gösteriyor. Devlet yönetimi, tıpkı bir ordu gibi disiplinli ama aynı zamanda sert kararlar alabilir. Ordu, güvenlik güçleri, savunma sanayi ve askeri yatırımlar öne çıkar.
Mars’ın İkizler burcunda olması, bu mücadelenin söz, bilgi ve iletişim alanında yürütüleceğini gösteriyor. Bu yıl hükümet özellikle medya, basın, sosyal platformlar, diplomatik diyaloglar ve kamuoyu yönetimi üzerinden etkisini artırmaya çalışacak.
Bu da “bilgi savaşları”, dezenformasyon, açıklama ve yalanlama trafiğinin yoğunlaşacağı bir dönemi anlatıyor.
İkizler’in temsil ettiği alanlar – edebiyat, sanat, tıbbi araştırmalar, reklamcılık ve iletişim teknolojileri – devletin destek vereceği sektörler arasında yer alabilir. Ancak Mars burada bazen “çok konuşan ama az dinleyen” bir enerji yaratır; bu da siyasi tartışmaların artması, fikir ayrılıklarının büyümesi anlamına gelir.
Ayrıca bu konum, ordu ve güvenlik politikalarının yıl boyunca gündemde kalacağını; ulusal savunma stratejilerinde hızlı değişikliklerin yapılabileceğini gösteriyor. Devlet hem iç güvenlik hem de sınır güvenliği açısından özellikle siber saldırılara karşı yeni adımlar atabilir.”
MC Boğa’da – Yönetimin Önceliği Ekonomi ve Toprak
Ülke yönetiminin tepe noktası olan MC’nin Boğa burcuna düşmesi, bu yılın yöneticiler açısından en temel gündeminin ekonomi, üretim ve güvenlik olduğunu gösteriyor. Hükümet, istikrarı korumak ve ekonomik sistemi sağlamlaştırmak üzerine yoğunlaşacak. Tarım, gıda, ziraat, hayvancılık ve emlak konularında yeni düzenlemeler öne çıkabilir. Boğa burcu, toprağı ve üretimi yönetir; bu da hem tarımsal kalkınma projeleri hem de barınma ve mülk edinme konularının gündemde kalacağını gösterir. Finansal anlamda, hükümet “eldeki kaynakları koruma” politikasına yönelebilir; altın, döviz ve gayrimenkul piyasasında hareketlilik artabilir. Aynı zamanda Boğa burcu Venüs tarafından yönetildiği için, kadınların ekonomik ve toplumsal rolü, sanat ve estetik alanları, kültürel yatırımlar da öne çıkar.
“Ancak Boğa sabit bir burçtur; bu da değişime direnç ve alışkanlıkları koruma eğilimi yaratabilir. Bu yıl yönetim hızlı değil, daha temkinli adımlar atacaktır. Tarım, gıda güvenliği ve enflasyon konuları ülkenin nabzını belirlerken, ‘üretmeyenin ayakta kalamayacağı’ anlayışı güçlenir. Aynı zamanda tekstil sektörüyle ilgili önemli gündemler de öne çıkabilir.”
Bu yıl hükümetin vitrini ekonomi; sahne ise toprak, üretim ve güvenlik olacak.
Venüs Aslan’da, 12. Evde – Gizli Güçler, Sosyal Destek ve Perde Arkası İttifaklar
Ülke yönetimini temsil eden Boğa’nın yöneticisi Venüs’ün, Aslan burcunda ve 12. evde olması; bu yıl perde arkasında güçlü ilişkilerin, gizli anlaşmaların ve kapalı kapılar ardında alınan kararların etkili olacağını gösteriyor. 12. ev, gizli örgütler, istihbarat, kulis çalışmaları, kapalı kurumlar ve hastanelerle ilgilidir. Venüs’ün burada olması, bu alanlarda kadınların, sanatçıların, yardım kuruluşlarının veya diplomatik figürlerin rol oynayabileceğini anlatır.
Aslan etkisiyle bu süreçte yönetim, dışarıdan görünmese de güçlü bir kontrol alanı kurabilir. Devletin sahnede değil, kulislerde hareket ettiği bir dönemdir. Sosyal devlet teması öne çıkar; hastaneler, sığınma evleri, bakım kurumları, yaşlılar ve yardıma muhtaç kişilerle ilgili düzenlemeler yapılabilir. Aynı zamanda göçmenler, mülteciler ve sınır ötesi yardım faaliyetleri bu yılın gündeminde olacaktır.Venüs’ün Asc ile kavuşumu (orb 0°23′), halkın bu perde arkası gelişmelerden etkilenmesine neden olur. Yönetimin görünmeyen hamleleri doğrudan toplumun gündelik hayatına yansıyabilir. Aslan burcu etkisiyle bu hamleler, bazen “gösterişli bir yardım” ya da “itibar kazandıran bir proje” şeklinde olabilir. Ancak 12. evdeki enerji, aynı zamanda gizlenen gerçekler, örtbas edilen olaylar ve kapalı sistemlerde yaşanan krizlere de işaret eder. “Kalp, dolaşım ve damar hastalıkları ile kadın sağlığına dair konuların yıl içinde dikkat çekmesi muhtemeldir. 12. evin ‘hastaneler ve zayıf gruplar’ teması, sağlık sisteminde reform veya yeniden yapılanma ihtiyacını gündeme getirebilir. Bu süreçte hastaneler ve hapishanelerle ilgili düzenlemeler de gündeme gelebilir.” Yıl boyunca perde arkasında büyük bir hazırlık dönemi var. Devlet, halkın görmediği alanlarda sessiz ama kararlı adımlar atıyor. Ancak bu sürecin asıl etkisi, ilerleyen aylarda sahneye yansıyacak. 4. Evin Yöneticisi Mars, 10. Evde – Muhalefet Sahneye Çıkıyor; Bu yıl siyasi atmosferde perde arkası değil, doğrudan sahne önünde bir mücadele izlenecek. 4. evi Akrep kesiyor; bu da muhalefetin derin, stratejik ve zaman zaman kriz yaratma gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bu evin yöneticisi Mars’ın, İkizler burcunda ve 10. evde yer alması; bu mücadeleyi gizli değil, herkesin gözünün önünde yaşanacak hale getiriyor.
Muhalefetin sesi artık kulislerde değil, iktidar sahnesinde duyulacak. Mars’ın burada olması hem rekabeti hem de doğrudan yüzleşmeyi simgeler. Bu yıl iktidar ile muhalefet arasındaki sınır neredeyse siliniyor; medya, kürsü, meclis ve diplomatik platformlar açık bir mücadele alanına dönüşüyor. İkizler burcu etkisi, bu çatışmanın söz, bilgi ve propaganda üzerinden yürütüleceğini gösteriyor. Yönetim ve muhalefet arasındaki diyaloglar hızla sertleşebilir; fikir savaşları, karşı açıklamalar, sosyal medya üzerinden yapılan çıkışlar gündemi domine eder. Mars burada “zihinsel savaş” verir; bu nedenle yıl boyunca bilgi kirliliği, manipülasyon ve medya trafiği artar.
Ayrıca 4. ev halkı, muhalefeti ve ülkenin “kök duygusunu” temsil ettiğinden; bu konum halkın da yönetime doğrudan tepki gösterdiği, sokak ya da dijital platformlar üzerinden sesini yükselttiği bir dönemi anlatır. Akrep’in doğasıyla bu tepki bazen sessiz ama etkili olur; bazen de kriz yaratarak dönüşüm başlatır. Bu yıl iktidar ile muhalefet aynı sahnede. Kimin elinde bilgi, kimin dilinde güç varsa, o gündemi belirleyecek. Mars, sözü silaha dönüştürüyor; mücadele artık görünür, sessizlik devri bitiyor. Bu yıl ülkenin dış ilişkilerinde dengeler oldukça kırılgan. 7. evi Kova burcu kesiyor; bu da dış politikada beklenmedik gelişmeler, ani ittifaklar veya kopuşlar olabileceğini gösteriyor. Kova yenilik, bağımsızlık ve değişim burcudur; dolayısıyla komşu ülkelerle ilişkilerde klasik diplomatik çizginin dışına çıkan tavırlar görülebilir. Ancak bu yenilik isteği, Satürn’ün konumuyla birlikte gergin bir hal alıyor. 7. Evin yöneticisi Satürn, Koç burcunda zararlı konumda. Bu, rakiplerin veya karşı blokların sabırsız, öfkeli, agresif ama stratejik açıdan zayıf olabileceğini anlatır. Yani “saldırgan davranan ama uzun süre dayanamayacak” türden bir güç göstergesi söz konusu. Dış politikada ani çıkışların, restleşmelerin, hatta kısa süreli krizlerin yaşanabileceğini gösterir. Satürn’ün 9. evde bulunması, bu etkilerin uluslararası hukuk, dış ticaret, akademik kurumlar veya inanç temelli anlaşmazlıklar üzerinden yaşanabileceğini anlatır. Yani “sözleşme, hukuk, dış anlaşmalar” gibi konularda sıkı pazarlıklar, ertelenen anlaşmalar veya sert söylemler gündeme gelebilir. Ayrıca Satürn doğası gereği “kıtlık, daralma ve soğuk” getirir. Bu nedenle dış ticaret yollarında yavaşlama, gıda arzında kısıtlanma veya bazı ithalat alanlarında daralma riski bulunur. Rakip ülkeler de kendi iç ekonomik sıkıntılarıyla uğraşacak; bu da açık düşmanlıkları sürdürecek güçleri azaltabilir. Yılın rakipleri öfkeli ama yorgun; hareketli ama plansız. Kova–Koç hattı bize şunu söylüyor: Dış ilişkilerde sabır kazandırır, öfke kaybettirir. Ülke olarak kontrollü, diplomatik ve zamana oynayan taraf avantajı elinde tutacak. Bu yıl yönetim sahnede yalnız değil; perde arkasında hareket eden gizli düşmanlar da dikkat çekiyor. 9. evin Koç burcunda olması, bu gizli güçlerin cesur, hızlı, saldırgan ama sabırsız bir doğaya sahip olduğunu gösteriyor. Bu düşmanlık açık bir savaş gibi değil; bilgi, belge, medya ve diplomasi üzerinden yürütülen görünmez bir mücadeleye dönüşüyor. Mars’ın 10. evde olması ise bu gizli düşmanların artık “gölgeden çıkıp” doğrudan sahneye inmeye başladığını gösterir. Yönetim, karşısındaki tehdidi artık uzaktan değil, yüz yüze hissediyor. Bir anlamda “perde arkasındaki savaşın görünür hale gelmesi” demektir. Bazı konular, belgeler, sırlar ya da gizli ittifaklar yıl içinde ortaya dökülebilir. Mars’ın İkizler burcunda olması, bu düşmanlığın söz, bilgi, medya ve manipülasyon üzerinden geleceğini anlatır. Bu nedenle yönetim için en zorlu alan, fiziksel değil; algı, bilgi ve iletişim savaşı olacaktır. Söylentiler, belgeler, açıklamalar ve diplomatik mesajlar üzerinden psikolojik baskı kurulabilir.
Satürn’ün 9. evde, üstelik Koç’ta zararlı durumda olması, bu gizli düşmanların da kendi içinde disiplin eksikliği, plansızlık ve koordinasyon sorunu yaşadığını gösterir. Yani tehdit vardır, ama tam organize değildir; aceleci davranır, erken açığa çıkar. Bu konum aynı zamanda uluslararası arenada hukuk, inanç veya akademik platformlarda yaşanacak gerilimlere işaret eder. Yönetim; dış ülkeler, uluslararası kuruluşlar veya ideolojik olarak farklı gruplardan gelebilecek eleştirilerle yüzleşebilir. Yönetimin serveti, dostlukları ve müttefikleri 11. ev teması altında şekilleniyor. Bu ev, bir ülke haritasında yöneticinin cebindekileri, kaynaklarını ve destek aldığı çevreleri anlatır. İkizler burcu burada öne çıktığı için, bu destek daha çok iletişim, diplomasi, medya, istihbarat ve bilgi alışverişi yoluyla sağlanacak. Hükümet, kaynaklarını korumak ve yönetmek için bilgiye, stratejik anlaşmalara ve diplomatik kanallara yönelecek. Ancak bu evin yöneticisi Merkür’ün Yengeç’te ve durağan olması, bu ilişkilerde temkinli ve yavaş bir tavır anlamına gelir. Yönetim; duygusal reflekslerle hareket edebilir, anlaşmaları zamana yayabilir. Yani dostluklar ve ittifaklar bu yıl değişken değil, korunmaya çalışılan nitelikte olacak. Yengeç doğasıyla yönetim “kimin dost, kimin rakip olduğunu” sorgulayacak; geçmişteki ilişkiler gözden geçirilecek. Bu alanda bulunan Güneş, ülkenin rejimini ve liderliğin gücünü temsil eder. Güneş Yengeç’te olduğunda yönetim, halkın duygularına yakın durmak, aidiyet ve koruma duygusuyla hareket etmek ister. Ancak Yengeç aynı zamanda içe kapanma burcudur; bu nedenle rejim, gücünü daha çok “birlik ve aidiyet” üzerinden göstermeye çalışacaktır. Güneş’in 11. evde olması, hükümetin “dostlarıyla” sahnede olacağını; fakat ittifak ilişkilerinde zaman zaman güven testleri yaşanabileceğini gösterir. sağlanacak. Hükümet, kaynaklarını korumak ve yönetmek için bilgiye, stratejik anlaşmalara ve diplomatik kanallara yönelecek. Ancak bu evin yöneticisi Merkür’ün Yengeç’te ve durağan olması, bu ilişkilerde temkinli ve yavaş bir tavır anlamına gelir. Yönetim; duygusal reflekslerle hareket edebilir, anlaşmaları zamana yayabilir. Yani dostluklar ve ittifaklar bu yıl değişken değil, korunmaya çalışılan nitelikte olacak. Yengeç doğasıyla yönetim “kimin dost, kimin rakip olduğunu” sorgulayacak; geçmişteki ilişkiler gözden geçirilecek. Bu alanda bulunan Güneş, ülkenin rejimini ve liderliğin gücünü temsil eder. Güneş Yengeç’te olduğunda yönetim, halkın duygularına yakın durmak, aidiyet ve koruma duygusuyla hareket etmek ister. Ancak Yengeç aynı zamanda içe kapanma burcudur; bu nedenle rejim, gücünü daha çok “birlik ve aidiyet” üzerinden göstermeye çalışacaktır. Güneş’in 11. evde olması, hükümetin “dostlarıyla” sahnede olacağını; fakat ittifak ilişkilerinde zaman zaman güven testleri yaşanabileceğini gösterir.
Hava Durumu
Jüpiter’in Aslan burcuna geçiş haritası; sıcaklıkların artacağı, ani hava değişimlerinin yaşanacağı ve nem dengesinin bozulacağı bir döneme işaret eder. Yaz ayları kurak, bahar dönemleri ise kısa süreli ve güçlü yağışlarla geçebilir. Mars–Uranüs etkisi, atmosferik dengesizlikleri; Neptün–Koç ise su krizini gündeme taşır. Tarım, yangın, iklim ve çevre politikaları bu dönemde öncelikli konular olacaktır.
Tarihte neler oldu ? (2002–2003 ve 2014–2015)
Jüpiter Aslan’ın Getirdiği Temaları Anlamak İçin Gökyüzü döngülerini çözmenin en etkili yolu, geçmişe dönüp bakmaktır. Jüpiter’in Aslan burcunda seyrettiği dönemlerde dünyada neler yaşandığına bakmak; bu geçişin hangi konuları tetiklediğini ve kolektif bilinci nasıl yönlendirdiğini anlamamıza yardımcı olur. Bu nedenle 2002–2003 ve 2014–2015 yıllarındaki Jüpiter–Aslan döngüleri bize önemli ipuçları verir.
2002 – Dönüm Noktası Yılı
Dünyada
- Euro, Avrupa Birliği ülkelerinde resmî para birimi olarak dolaşıma girdi.
- Irak Savaşı hazırlıkları başladı; ABD’nin “teröre karşı savaş” stratejisi küresel gün-
- demi belirledi.
- 2002 FIFA Dünya Kupası Güney Kore ve Japonya’da düzenlendi.
- Küresel ekonomide bilgi teknolojileri ve finans piyasaları toparlanma sürecine girdi.
Türkiye’de
- 3 Kasım 2002 Genel Seçimleri: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tek başına iktidara geldi. Türk siyasetinde yeni bir dönem başladı.
- Afyon Depremi (Şubat 2002) – 6.0 büyüklüğünde sarsıntı yaşandı.
- Milli Futbol Takımı, 2002 Dünya Kupası’nda dünya üçüncüsü olarak büyük başarı elde etti.
- Ekonomide 2001 krizinin ardından toparlanma süreci başladı, IMF destekli istikrar programı sürdürüldü.
2003 – Sarsıntı ve Dönüşüm
Dünyada
- ABD’nin Irak’a müdahalesi (Mart 2003): Saddam Hüseyin rejimi devrildi, Ortadoğu dengeleri değişti.
- 15 Şubat 2003 – Dünya çapında milyonların katıldığı savaş karşıtı protestolar yapıldı.
- Uzay mekiği Columbia dönüşte parçalandı; 7 astronot hayatını kaybetti.
- AB Genişleme Anlaşmaları imzalandı: Doğu Avrupa ülkeleri birliğe katılım sürecine girdi.
Türkiye’de
- 1 Mart Tezkeresi reddedildi; Türk topraklarından ABD askerlerinin Irak’a geçişine izin verilmedi.
- Bingöl Depremi (1 Mayıs): 6.4 büyüklüğünde, onlarca kişi yaşamını yitirdi.
- İstanbul Bombalı Saldırıları (Kasım): Sinagoglar, HSBC binası ve İngiliz Konsolosluğu hedef alındı; 60’tan fazla kişi hayatını kaybetti.
- Sertab Erener, Everyway That I Can şarkısıyla Türkiye’ye Eurovision birinciliğini getirdi.
2014 – Yeni Dönem, Yeni Krizler
Dünyada
- Rusya, Kırım’ı ilhak etti. Ukrayna krizi küresel diplomatik gerilime dönüştü.
- IŞİD (ISIS), Irak ve Suriye’de büyük güç kazandı; Orta Doğu’da yeni bir savaş dönemi başladı.
- Ebola salgını Batı Afrika’da etkili oldu.
- İklim protestoları (People Climate March) milyonları sokağa döktü.
- 2014 Dünya Kupası Brezilya’da yapıldı (Almanya şampiyon).
Türkiye’de
- 10 Ağustos 2014: Türkiye ilk kez halk oylamasıyla Cumhurbaşkanını seçti. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu.
- Soma Maden Faciası (13 Mayıs): 301 işçi hayatını kaybetti. Cumhuriyet tarihinin en büyük iş kazası.
2015 – Kriz ve Seçim Yılı
Dünyada
- Paris terör saldırıları (Kasım): Avrupa’da güvenlik politikaları sertleşti.
- Mülteci krizi Avrupa’yı etkiledi; yüzbinlerce kişi Akdeniz’i geçmeye çalıştı.
- Nepal Depremi (Nisan): 8.1 büyüklüğünde sarsıntı binlerce can aldı.
- İran ile nükleer anlaşma imzalandı.
- Paris İklim Anlaşması (COP21) kabul edildi.
Türkiye’de
- 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri: AKP tek başına hükümet kuramadı, ardından 1 Kasım’da erken seçim yapıldı
- 10 Ekim Ankara Garı Saldırısı: 100’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısı.
- Cizre ve Sur çatışmaları, şehir operasyonları ve güvenlik politikaları gündemdeydi.
- 31 Mart Elektrik Kesintisi: Tüm ülkeyi etkileyen büyük altyapı arızası.
- Antalya G20 Zirvesi: Türkiye küresel diplomasi sahnesinde öne çıktı.
Açılarla Değerlendirme
Elbette Jüpiter’in Aslan burcuna geçişini anlamak için sadece burç geçişine değil; bu geçiş anındaki gezegen açılarına da bakmak gerekir. Çünkü haritadaki açılar, Jüpiter’in bu dönemde hangi alanlarda büyüme, genişleme veya kriz yaratacağını gösteren en kritik göstergelerdir. Dolayısıyla Jüpiter Aslan ingress haritasını, yaptığı açılar üzerinden okumak; dönemin dinamiklerini doğru anlamamızı sağlar.
Mars–Uranüs Kavuşumu İkizler’de (10. Ev) – Hızlı Kararlar, Ani Çatışmalar, Devrimsel Dönemeçler:
Bu yerleşim, yönetim kademesinde ani yön değişimleri, beklenmedik olaylar, karışıklıklar ve sert çıkışlar dönemini anlatır. Mars ve Uranüs birlikte olduğunda, gökyüzü “barut fıçısına çakmak çakıyor” gibidir; enerjisi güçlü, etkisi ani ve kontrolsüzdür. İkizler burcundaki kavuşum, bu patlamayı söz, bilgi, iletişim, medya ve ulaşım alanlarında yaratır. Devlet, ordu veya hükümet yetkililerinden gelen açıklamalar; diplomatik ilişkiler, medya paylaşımları veya bilgi sızmaları aniden krize dönüşebilir. Bu etki, bilgi savaşları, diplomatik restleşmeler, siber saldırılar, tren–hava kazaları veya büyük iletişim arızaları gibi olayları tetikleyebilir. Mars burada eylemi, Uranüs ise şok etkisini getirir. Bu yüzden yönetim alanında (10. ev) beklenmedik değişimler, görevden almalar, ani yasa veya karar değişiklikleri yaşanabilir. Askerî operasyonlar veya güvenlik alanında hızlı refleksler görülebilir. Aynı zamanda isyan, aktivizm, grevler ve halk hareketleri de bu dönemde artabilir; çünkü Uranüs bireyin özgürlüğünü, Mars ise “artık yeter” tepkisini temsil eder. Bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında ise bu kavuşum devrimsel buluşlar, çığır açan yenilikler getirebilir. Yeni enerji sistemleri, yapay zekâ, haberleşme teknolojileri veya nükleer çalışmalarla ilgili sıra dışı gelişmeler olabilir.
Ancak bu enerjinin kontrolsüz tarafı da vardır:
- Patlamalar, kazalar, yangınlar, teknik arızalar,
- Aşırı sağ ideolojiler, fanatik çıkışlar,
- Askerî veya siyasi darbe girişimleri gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
İkizler burcundaki bu birleşim, tüm bunların bilgiyle, sözle veya teknolojiyle başlayacağını gösterir.
Güneş–Juno 150’lik (Quincunx)
Global Düzeyde Olası Başlıklar
Halkın yönetime güveninde azalma; “bizi kim temsil ediyor?” sorgusu
Uluslararası kurumlar (BM, NATO, AB) içinde fikir ayrılıkları
Ekonomik ittifaklar ve ticaret bloklarında yeniden yapılanma
Yapay zekâ, iş gücü, üretim zincirleri üzerine küresel düzenlemeler
Sağlık, tarım ve hizmet sektörlerinde adalet ve eşitlik tartışmaları
Küresel iklim anlaşmaları ve çevre politikalarında “kim ne kadar yük alacak” gerilimi
Halkın yönetime güveninde azalma; “bizi kim temsil ediyor?” sorgusu
Merkür–Jüpiter 12. Ev Kavuşumu
Bu görünüm, dünyanın “sessiz bilgi” dönemine girdiğini gösterir. Yani görünürde sakin ama perde arkasında büyük hareketlilik vardır. 12. ev temasıyla birlikte bu enerji istihbarat, diplomasi, gizli anlaşmalar, medya manipülasyonu, dini yapılar, sağlık sistemleri ve kurum içi sırlar üzerinden çalışır. Merkür burada düşünür, Jüpiter büyütür dolayısıyla “gizli bilgi”, “gizli anlaşma” veya “arka plan planlaması” fazlasıyla artar.
Kavuşumun en net global temaları şunlardır;
- Gizli yürütülen uluslararası müzakereler, anlaşmalar veya ittifaklar,
- Bilgi savaşları, casusluk faaliyetleri, sızıntılar, veri manipülasyonu,
- Medya ve iletişimde “gerçek ile algı” arasındaki farkın büyümesi,
- Dini liderlerin, yardım kurumlarının veya uluslararası vakıfların perde arkasında güç kazanması,
- Bilimsel keşiflerin henüz açıklanmamış, laboratuvarlarda tutulan kısmının büyümesi.
Merkür 12. evde, “her şey söylendiğinde değil, susulduğunda anlaşılır” der. Bu dönem, diplomasi ve medya açısından testtir. Yanlış kelime, yanlış ifade, bir açıklamanın yanlış yorumlanması büyük krizlere yol açabilir. Ülkeler arasındaki ilişkilerde “düşük tonda, kapalı kapılar ardında” diplomasi artar.
Venüs–Neptün Sesquiquadrate (135°) İllüzyon ve Uyanış Arasında
Bu açı, hayal kırıklığıyla gelen farkındalık temasını taşır. Venüs (değer, sevgi, para) ile Neptün (idealler, inançlar, yanılsama) birbirine meydan okur. Global olarak bu etki, mali sistemlerde şeffaflık krizi, dini–manevi manipülasyonlar veya aşkın/insani değerlerin sömürülmesi gibi konuları tetikleyebilir.
Bu açı aktifken:
- Halk, inandığı figürlerden veya kurumlarından hayal kırıklığı yaşayabilir.
- Küresel ölçekte yardım fonları, bağış kampanyaları, sosyal sorumluluk projeleri gibi konularda suistimaller gündeme gelebilir.
- Sanat, medya ve sinema alanında ise duygusal, mistik, büyüleyici ama aynı zamanda manipülatif içerikler öne çıkar.
Ancak Neptün’ün yüksek titreşiminde bu açı “yaratıcı uyanış” getirir. Rüyalar, sezgiler, sanatsal üretim ve ruhsal farkındalıkta büyük bir artış olur. Kolektif düzeyde bu, “daha yüce bir sevgi ”ye yönelişin başlangıcıdır.
Global Temalar (2025–2026 Dönemi İçin)
Sanat ve moda dünyasında değişim: Yeni akımlar, spiritüel–mistik tarzın yükselişi.
Finansal sistemlerde bulanıklık: Şeffaf olmayan fonlar, spekülasyonlar, büyük servet hareketleri.
- Dini kurumlarda skandallar veya çözülmeler: İnanç sistemleri yeniden tanımlanıyor.
- Su, yağ, petrol ve kimyasal madde kaynaklarında kriz veya kirlilik gündemleri.
- Kadın figürlerin (Venüs) öne çıktığı ama aynı zamanda duygusal baskı yaşadığı süreçler.
- Aşk ve ilişkilerde karma: Gizlilik, idealizasyon ve çözülme döngüleri.
“Gerçek güzellik, illüzyon perdesi kalktığında başlar.”
Türkiye Haritası ile Birlikte Değerlendirme

Jüpiter’in Aslan burcuna geçişini yalnızca genel anlamda değil; Türkiye’nin kuruluş haritası ile ele almakta büyük fayda vardır.
Böylece bu döngünün ülke açısından hangi alanlarda büyüme, değişim ya da dikkat gerektiren temalar getireceği çok daha net görülebilir.
PLÜTON – GÜNEŞ KAVUŞUMU (Orb 3°51’ Applying)
Türkiye haritasında Plüton birinci evdedir. Jüpiter Aslan ingress haritasında yer alan Güneş Türkiye haritasında kavuşum açısı ile bağlanmaktadır. Bu görünüm “yeni bir çağın başlangıcı” niteliğinde bir döngüsünü anlatabilir. Plüton’un 1. evde olması, dönüşümün ulusal kimlik, yönetsel duruş ve halkın iradesi üzerinden gerçekleşeceğini gösterir. Güneş ise “yönetici, lider, iktidar” sembolüdür. Dolayısıyla bu kavuşum; liderliğin, sistemin ve ulusal kimliğin kökten dönüşümü anlamına gelir. Orb’un henüz “Applying” (yaklaşan) olması, sürecin başlamak üzere olduğunu, etkilerin henüz olgunlaşmadığını gösterir.
“Yıkım, yeniden yapılanma ve güç dönüşümü.”
Güneş (liderlik) ile Plüton (güç) birleştiğinde, dünyada otorite kavramı yeniden tanımlanır.
Liderler değişir, rejimler dönüşür, halkın güvenlik ve aidiyet duygusu yeni bir zemine oturur. Yengeç burcu doğasıyla bu süreç güdüsel, milliyetçi ve korumacı temalar üzerinden şekillenir. Yıl sonunda dünya; liderlik Yönetim, toprak ve aile kavramlarını yeniden tanımlamış olacaktır.
VENÜS – NEPTÜN KAVUŞUMU (Orb 0°52′ Separating)
Türkiye natal haritasında ikinci evde Neptün Aslan burcunda yer almaktadır. İngress haritasında Venüs Aslandadır. Kavuşum açısı ikinci ev etkisi, ekonomi, para politikaları ve ulusal değer sistemleri üzerinde güçlü bir etki yaratır. Ev ulusal gelir, hazine, kamu finansı, bankacılık sistemi, döviz rezervleri, kaynak yönetimi ve üretim sektörünü temsil eder. Venüs maddi refahı, Neptün ise dağılmayı ve belirsizliği anlatır. Bu nedenle kavuşum; “ekonomide idealizm, gerçeklik çatışması” getirir. Venüs/Neptün kavuşumu Türkiye için ekonomik, sanatsal ve toplumsal anlamda hem büyüleyici hem de karmaşık bir dönemi işaret eder. 2. evde gerçekleşen bu kavuşum, milli gelir, para politikaları, hazine ve halkın alım gücü üzerinde belirleyici olurken, görünürde bolluk ve refah havası yaratabilir fakat bu refahın ardında belirsizlik, manipülasyon ve sanal büyüme riski taşır. Venüs parayı, Neptün ise yanılsamayı temsil ettiğinden, bu süreçte “gösteri ekonomisi” ön plana çıkar; altın, sanat, moda, medya ve turizm alanlarında ışıltılı bir yükseliş yaşanabilir. Ancak bu yükselişin temelinde borçlanma, gizli fonlar veya paravan finans hareketleri bulunabilir. Neptün’ün doğası gereği halk duygusal, inanç temelli çözümlere yönelirken, gerçek ekonomik tablo bir süre sis perdesi arkasında kalabilir. Yine de bu dönem, sanat ve yaratıcılığın gelişmesi, yardımlaşma bilincinin güçlenmesi ve maneviyatın derinleşmesi açısından değerlidir; yeter ki ülke Venüs’ün zarafetini Neptün’ün illüzyonuna kurban etmesin.
Chiron–Satürn kavuşumu (Orb 3°51’ Applying)
Türkiye haritasında 10. evde gerçekleştiğinde, yönetim, otorite ve devlet kurumları açısından son derece kritik bir döneme işaret eder. Bu birleşim, ülkenin yönetim sisteminde hem yarayı hem de şifayı birlikte taşır. Satürn 10. evde zaten sorumluluk, yapı, otorite ve disiplinle ilgilidir; Chiron’un eklenmesi ise bu alanlarda geçmişten gelen bir “kırılmayı” iyileştirme sürecini başlatır. Yönetim mekanizması geçmişte yapılan hatalarla yüzleşmek, eksik kalmış sorumlulukları yerine getirmek ve daha olgun bir sistem kurmak zorundadır. Ancak bu süreç sancılıdır; halkın gözünde itibar kaybı, yönetim içinde bölünme ya da otorite figürlerinin sınanması gibi olaylar gündeme gelebilir.
Chiron, tarihte ki ilk öğretmen arketipidir; bu da Türkiye’nin kendi krizlerinden ders çıkararak bölgesinde rehber ve öncü bir konuma yükselme potansiyelini gösterir. Fakat bu dönüşüm, ancak geçmişte yapılan hataların kabulüyle mümkün olur. 10. evdeki bu kavuşum; devletin itibarı, yöneticilerin güvenilirliği, kurumsal yapılanmalar ve hukuk sisteminde yeniden yapılanma sürecini anlatır. Satürn Koç burcunda olduğu için bu yeniden yapılanma hızlı kararlarla, zaman zaman sert müdahalelerle yürütülür; ancak sabır ve strateji gerektiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak, bu dönem Türkiye için “otoritenin olgunlaşma sınavıdır; yara güçlenmeye, kriz ise kalıcı bir yapılanmaya dönüşebilir.
Kadersel Düğüm 9. Evde; İnanç, Adalet ve Uluslararası Dönüm Noktaları
Jüpiter’in Aslan burcuna geçiş haritasında Ay Düğümleri ekseninin 9. evde yer alması tesadüf değil. Bu ev, uluslararası hukuk, din kurumları, inanç sistemleri, akademi ve kültürel yapıların kalbidir. Dolayısıyla bu yerleşim, ulusların inanç temellerini sarsabilecek ya da yeniden şekillendirebilecek gelişmelere işaret eder. Dini figürler, ibadethaneler, üniversiteler, uluslararası kurumlar ve medya endüstrisi bu süreçte gündemin merkezine yerleşebilir. Balık burcundaki konum, tüm bu temalara “mistik, belirsiz ve zaman zaman kaotik” bir nitelik kazandırıyor. Navigasyon sistemlerinden gizli haberleşmeye, ajan faaliyetlerinden salgın hastalıklara kadar görünmeyen etkiler devreye girebilir. Bu yerleşim hem inanç yoluyla kurtuluşu hem de yanılsama yoluyla çöküşü birlikte barındırıyor. Kuzey Ay Düğümü (KAD) su ve gaz kaynaklı olayları, toplu hareketleri, savaş ve isyan enerjisini tetikleyebilirken; Güney Ay Düğümü (GAD) geçmişin ideolojik kalıplarını, dini ve kültürel kökleri yeniden gündeme taşıyabilir. Bu nedenle, bu eksenin aktif olduğu dönemlerde toplumsal huzursuzluklar, dini manipülasyonlar, casusluk faaliyetleri ve gizli planların açığa çıkması olasıdır.
Kadersel Açı; Ay Düğümleri Karşı Karşıya
Haritada dikkat çeken bir başka unsur, Kuzey ve Güney Ay Düğümleri ’nin kavuşum halindedir (Orb 8°43’ Applying). Bu, döngüsel olarak önemli bir kapanışı; geçmişle geleceğin birbirine karıştığı bir eşiği simgeler. Kadim astrologlar bu görünümü “karmanın sıfır noktası” olarak tanımlar; çünkü burada kader, yeni bir yön belirlemeye hazırlanır. Güney Ay Düğümü’nün 3. evde ve Başak burcunda bulunması, bilgi, eğitim, iletişim ve medya alanlarında aşırı analiz ve eleştirinin öne çıkacağını anlatır. Geçmişten taşınan bilgi kalıpları artık işlevini yitirirken, detaylarda boğulma veya mükemmeliyet arayışı iletişim kanallarında tıkanmalara neden olabilir. Üstelik 3. ev; basın, medya, ulaşım ve halkın düşünce biçimiyle ilişkilidir. Bu nedenle, bu görünüm bilgi kirliliği, yanlış yönlendirme, haber manipülasyonu ve iletişim ağlarında aksaklık riskini artırabilir. Başak vurgusu ise her şeye rağmen çözüm üretme gücünü de beraberinde getirir. Bu dönem, hatalı bilgilerin ifşa olduğu, iletişim sistemlerinin yeniden düzenlendiği ve toplumun eleştirel düşünme becerisini yeniden kazandığı bir döneme işaret eder.
Venüs ile Jüpiter arasındaki kare açı
(Orb 4°56’ Applying) – Bireysel Etkiler
Aşk, para, çocuklar ve zevk alanlarında abartı, ölçüsüzlük ve tatminsizlik eğilimini öne çıkarır. Venüs Aslan’da sahneye çıkmak, sevilmek ve takdir edilmek isterken; Jüpiter Akrep’te tutkuyu, güç arzusunu ve derin duygusal bağları büyütür. Bu ikilinin çatışması; ilişkilerde kıskançlık, aşırı harcama, gösteriş uğruna risk alma veya duygusal istismara açık durumları tetikleyebilir. Kadınlar, sanatçılar, ebeveynler ve çocuklar açısından bu dönem hem parlamak hem de sınavdan geçmek anlamına gelir. Kalp, dolaşım ve hormonal sistemle ilgili hassasiyetler artarken, keyif ve konfor alanında yapılan aşırılıklar uzun vadede yorgunluk yaratabilir. Bu açı, “sevgi ile sahip olma arzusu” arasındaki farkı öğretir; gerçek değer, görünüşten daha önemlidir. Global Etkiler; Kolektif ölçekte bu kare; ekonomik dengesizlik, tarım ürünlerinde fiyat dalgalanmaları, kadın ve çocuklarla ilgili sosyal gündemler, sanat ve yargı alanında tartışmalar getirebilir. Venüs’ün yönettiği refah, moda, güzellik, tarım ve eğlence alanları Jüpiter’in etkisiyle abartıya kaçarken; aşırı iyimser politikalar ve popülist söylemler dengeleri zorlayabilir. Kadın figürleri, sanatçılar ve yaratıcı kişiler kadar çocukları ilgilendiren konular da ön plana çıkar. Tarımsal ürünlerde arpa, et, süt, ipek, kişniş, gül, pamuk ve hoş kokulu mallar fiyat artışları yaşanabilir. Jüpiter’in yargı, hukuk ve adalet alanlarını temsil etmesi, bu dönemde adalet sistemine yönelik tartışmalar, yüksek yargıda karar değişiklikleri veya uluslararası davaların gündeme gelmesi olasılığını artırır. Aslan–Akrep hattındaki bu kare; bir yandan gösterişli liderlik ve güç gösterilerini, diğer yandan kadın, çocuk, adalet ve ekonomik paylaşım konularında vicdan sınavlarını ön plana taşır.
İngress haritalarını değerlendirirken, Jüpiter geçişinden hemen önce gerçekleşen Yeni Ay’ı da incelemek büyük önem taşır; çünkü o Yeni Ay, Jüpiter döngüsünün hangi temalar üzerine inşa edileceğini ve önümüzdeki sürecin hangi alanlarda genişleme ya da sınav getireceğini gösterir.

Composite haritasına baktığımızda Yengeç–Oğlak aksının çalıştığını görüyoruz; bu da aslında en önemli gündem konularının aile, güvenlik, toprak, ulusal aidiyet, yönetim ve otorite temaları etrafında şekilleneceğini gösterir. Bu aks aktif olduğunda toplum hem korunma ihtiyacını hem de düzen kurma arzusunu aynı anda yaşar; duygusal hassasiyetler artarken, siyasi ve ekonomik yapıların yeniden yapılanma süreci hız kazanır. Yani aslında Yengeç’ten Aslan’a, Oğlak’tan Kova’ya doğru bir geçiş yapıyoruz. Bu geçiş, gökyüzünde sadece burçların değişimi değil; bilincin yön değiştirmesi anlamına geliyor. Yengeç–Oğlak hattı “korumak, aidiyet, kökler ve düzen” temalarını temsil eder. Bu eksende duygusal bağlar, geçmişe tutunma, ailevi güvenlik ve otoriteye bağlılık ön plandadır. Ancak artık Aslan–Kova hattına geçerken, bu temalar yerini yaratıcılığa, bireyselliğe, topluluk bilincine ve yenilik arayışına bırakıyor. Aslan burcu “ben” der; cesareti, görünürlüğü ve sahneye çıkmayı ister. Kova ise “biz” der; ortak idealleri, toplumsal faydayı ve ilerici düşünceyi temsil eder. Dolayısıyla bu geçiş, sadece bireyin kendini ifade etmesiyle değil; toplumun birlikte üretme ve birlikte dönüşme kapasitesiyle ilgilidir. Artık gökyüzü bize diyor ki: “Sadece kendini koruma değil, birlikte bir şey inşa etme zamanı.” Bu dönem, teknolojik yeniliklerin, sosyal hareketlerin, kolektif bilincin ve özgürlük taleplerinin güçleneceği bir süreci başlatıyor. Kısacası; duygusal bağların (Yengeç) ve kurumsal yapıların (Oğlak) ötesinde, artık yaratıcılık (Aslan) ve yenilik (Kova) dönemi başlıyor.

Önemli Notlar: Jüpiter’in Aslan burcuna geçişinden sadece bir gün sonra Merkür Yengeç burcunda retro harekete geçiyor. Bu da demek oluyor ki, temmuz ayının sonlarına kadar Yengeç temaları çözülmek üzere gündemde kalacak. Yani bu süreçte geçmişle, aileyle, köklerle ve aidiyet duygusuyla ilgili meseleler yeniden masaya yatırılacak. Ulusal güvenlik, konut, toprak, emlak, tarım ve halkın duygusal tepkileriyle ilgili konular sıkça konuşulabilir. Merkür retrosu, geçmişte alınmış kararların gözden geçirilmesini, yarım kalmış meselelerin tamamlanmasını ve duygusal iletişimde yanlış anlaşılmaların düzeltilmesini sağlayacak. Jüpiter yeni bir sayfa açarken, Merkür geriye dönüp eski defterleri kapatmamızı isteyecek. Temmuz sonuna geldiğimizde gökyüzünde çok önemli bir dönüm noktası yaşanacak, Kuzey Ay Düğümü ve Güney Ay Düğümü artık Balık–Başak aksından çıkıp Aslan–Kova hattına geçiş yapacak. Bu geçişle birlikte, kolektif bilinç yeni bir yön kazanacak. Artık detaylara, eleştiriye ve hizmet bilincine odaklanan Başak–Balık temaları yerini yaratıcılık, bireysellik, özgürlük ve toplumsal bilinç konularına bırakacak. Bu süreç, bir anlamda “ben”den “biz”e doğru evrilen bir farkındalığı başlatıyor. Aslan–Kova aksı aktif olduğunda hem bireysel yaratıcılık hem de toplumsal sorumluluk ön plana çıkar. Sanat, teknoloji, bilim, gençler, çocuklar ve sosyal topluluklar bu döngünün ana aktörleri olur. Yani artık mesele sadece hissetmek değil; üretmek, paylaşmak ve kolektif fayda yaratmaya odaklanabilinir. Konya çevresi ve Kıbrıs, Venüs’ün doğasını yansıtan olaylara açık olur. Bu hat boyunca: Sanat, kültür ve estetik canlanır. Tiyatro, sinema, müzik, moda ve tasarım gibi Venüsyen alanlarda üretim artar.
- Kadınlar ve sanatçılar ön plana çıkar; özellikle kültür, diplomasi ve estetik sektörlerinde kadın figürleri dikkat çeker.
- Ekonomik canlılık görülür; bankalar, mağazalar, pazarlar, lüks tüketim, moda ve kozmetik sektörleri hareketlenir.
- Toplumsal uyum ve barış arayışı güçlenir; diplomatik temaslar, uzlaşma girişimleri veya toplumsal huzur çağrıları bu bölgelerden yükselebilir.
- Tarım ve üretim konularında Venüsyen mallar (ipek, gül, kişniş, fındık, pamuk, süt ürünleri) dikkat çeker.
Bu gökyüzü konumuna göre Türkiye ile Kıbrıs arasındaki enerji, gerilimden çok “uyum ve iş birliği” yönünde çalışıyor. Venüs ASC hattı barış, diplomasi, uzlaşma ve ortak değerleri temsil eder; bu nedenle iki taraf arasında güzelleştirme, iyileştirme ve denge arayışı vurgusu güçleniyor. Kıbrıs bu dönemde Türkiye için bir “gerilim noktası” değil, tam tersine ortak çıkarların korunduğu bir denge sahası haline gelebilir. Ancak bu uyumun yönü daha çok dış güçlere ve bölgesel baskılara karşı ortak duruş şeklinde olabilir. Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları, savunma düzenlemeleri ve diplomatik dengelerde Türkiye ve Kıbrıs’ın birlikte hareket etme ihtimali artıyor. Venüs’ün doğası gereği bu dönem “karşı karşıya gelmekten değil, yan yana durmaktan kazanç sağlama” dönemidir. Kıbrıs–Türkiye hattı yumuşuyor, dış güçlere karşı uyumlu ve dayanışmacı bir çizgi ön plana çıkıyor.
Fiziksel ve Ruhsal Etkiler
Venüs hattı geçtiği bölgelerde lüks, konfor, güzellik ve ilişkilerle ilgili olayların doğabileceği alanları temsil eder. Aynı zamanda halkın “yaşam kalitesi, estetik algısı ve barış isteği” bu bölgelerde güçlenir. Kenan Yasin’in ifadesiyle bu hat, öncelik nereye verilecekse orayı işaret eder; dolayısıyla Türkiye açısından Venüs hattı, barış, sanat, diplomasi ve kadın enerjilerinin merkezde olacağı gelişmelerin doğum hattıdır.
Harita, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte yaratıcılığını, liderlik gücünü ve kültürel etkisini büyüterek yeniden sahneye çıkacağı; ancak bu yükselişin kalıcı olabilmesi için gösterişten çok bilgelik ve dengeyle hareket etmesi gerektiğini anlatıyor.
“Kendini bilen insan, dünyanın efendisi olur.” — Lao Tzu

FUNDA YILMAZ
Finans ve medya alanındaki tecrübesini birleştiren Funda Yılmaz, Dış Ticaret ve Radyo Televizyon Programcılığı mezunudur. Deneysel Astroloji Akademi’de temel ve ileri eğitimlerini tamamlayarak Dünya, Medikal ve Horary astrolojisinde uzmanlaşmıştır. TV100’de köşe yazıları yazmakta ve Dünya astrolojisi ekibinde etik astrolojik bilgiler sunmaktadır.
